Korku Lordu Stephen King’in Öykü Kitabı: Sis

Korku, en güçlü içgüdüsel duygularımızdan biri. Bizi korur, bazen kuvvetlendirir bazen zayıflatır.  Çoğumuz çocukluğumuzdan başlayarak gitgide bu duygunun bilincine varırız.

Korkuyu yönetiriz, üzerine gideriz, hatta onunla dalga geçeriz. İşte bu yolda rehberiniz olmayı hak eden, gelmiş geçmiş en yetenekli korku yazarı, hiç şüphesiz Stephen King’tir.

Stephen King ile Tanışmadıysanız Derhal Tanışın!

Benim Stephen King ile tanışmam orta okul yıllarımda, tam da korkuyla dalga geçmek istediğim zamanlarda başlamıştı. 

Günah Tohumu olarak çevrilen ve sinemaya uyarlanan film Stephen King’in en çok bilinen romanlarından Carry’nin hikayesini anlatıyordu. Carry’i izlediğimde büyülenmiştim. Ama burada sevdiğim beni vuran şey kesinlikle filmin castı, sahneleri vesaire değildi. Tamamen hikayeye vurulmuştum. İşte böylece Stephen King romanlarından uyarlanan tüm korku filmlerini, bu daldaki başka yapıtları ve gerilim filmlerini izlemeye başladım. 

Korkmadığımda hoşuma gitse de sonraları beni korkutabilen filmler daha kıymetli oldu. Ve nedense beni korkutabilenler hep Stephen King’in elinin değdikleri oluyordu. 

Filmlerden daha fazla korkutan şeyi aradım ve çözüm yanı başımdaydı. Şans eseri Stephen King’in Medyum romanı bizim evdeki kütüphanede elime geçti. Kim aldı, nasıl oraya geldi bilmiyorum… Ve bam! Artık onun romanlarını direkt okuyarak korkmaya ve aynı zamanda hayran olmaya başladım. O bir korku lordu, bunun aksini iddia edeni yorumlara davet ediyorum!

Sis’teki En Acımasız Hikayeler

Sis kitabındaki diğer hikayelerin her biri ayrı bir filme konu olabilecek cinsten. Beni uyutmayan, işe diğer gün bitik halde gitmeme neden olan 2 psikopat hikaye var ki acilen okumalısınız. Neden? Çünkü yaşamınızın korkunç, işte sorunlarınızın çözülmez olduğunu falan düşünüyorsanız anında bu fikirler gidiyor. Şu güne kadar hayatta kaldığınıza şükredecek kadar korkabilirsiniz. 

Öykülerden biri şizofren bir gencin adım adım delirmesini, diğeri ise lanetli bir oyuncağın yarattığı korkuyu konu alıyor. 

Ben en çok lanetli oyuncağı konu alandan etkilendim, hatta o gece köpeğimle yatmak zorunda kaldım. “Oyuncaktan korkacak yaşı geçtik.” diyenleri düelloya bekliyorum! Stephen King burada bilinç altına oynuyor çünkü. Ölüm korkusunu işliyor bu bebek üzerinden, ne zaman geleceğini bilmediğiniz ve nefesi yakanızda bir ölüm. Üstelik sadece sizin ölümünüz de değil. Sevdiklerinizin ve sizin ölümünüz. Korku duygusundan korkmak yani. Çok derin ve aynı zamanda sade bir anlatımla bir o kadar da gerçekçi bir hikaye. 

Kitap kısalı uzunlu 8 hikayeden oluşuyor hatta birinin türü mizah. Hepsi aynı anlatım tekniklerini de kullanmıyor, mesela biri hatıra, biri günlük diğerleri ben diliyle anlatılan hikayeler. 

Sis’i Okumanız Gerekiyor, Çünkü..

Sis, eğer gününüz fazla iyi geçtiyse okuyup uyuyamayacağınız ya da fazla kötü geçtiyse de yine aynı sonucu yaşayabileceğiniz eşitlikçi bir kitap. Hatta tatildeyseniz bile paranoya yapmanıza sebep olabilecek bir eser. Sizin de zevkleriniz normal insanlara pek benzemiyorsa büyük keyif alacağınızdan eminim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşivler

Press ESC to close