Jehan Barbur’dan Baba Öyküler

Jehan Barbur’u şarkı sözü yazarı ve müzisyen kimliğiyle tanımayan yoktur. Müziğini seven var sevmeyen var fakat hiç yazdığı kitabı okumayı istediniz mi?

“Baba Öyküler” diye bir kitap yazmıştı ve kendi babasını mı anlatıyordu, bir hikaye mi yazmıştı bilemezken biraz inceledim. Kitapta Ali Nesin’den Fırat Tanış’a, Fazıl Say’dan Ece Temelkuran’a müzisyen, gazeteci, oyuncu birçok değerli sanatçının babalarıyla olan ilişkilerini, onların kendi yaşamlarındaki yansımalarını, etkilerini ve belki de etkisizliklerini görüyoruz. Jehan Barbur’un samimiyetini sahnesini izleme fırsatı bulmuş olanlar bilir; rakısını içer, seyircisiyle arada muhabbet eder, kahkaha atar, olduğu gibidir.

Kitapta da bu samimiyetin açtığı kapıları görüyoruz, röportajlarında herkes büyük bir içtenlikle içini döküyor aslında. Bu yüzden çok değerli bir derleme olduğunu düşünüyorum.

Bazı hikayeler sizi üzerken, ki beni ağlatan hikayeler olmuştur, bazı hikayelerde de baba figürünü, aile kavramını oldukça düşünüyorsunuz. Babalarıyla olan ilişkileri mesleklerine nasıl etki etti, kendileri baba olduklarında neler hissettiler  okuyabiliyorsunuz ve bazen anlatıcılara kızıyorsunuz, bazen kendinizi onların yerine koyuyorsunuz, anlıyorsunuz. Kitapta öyküsünü dinlemekten en hoşlandığım kişiler ise; Ece Temelkuran, Fırat Tanış, Tansu Okan, Barbaros Şansal oldu.

 

Aşağıda Ece Temelkuran’ın anlattıklarından bir bölüm okuyacaksınız;

“İlk gençlik yıllarımda, babama mektuplar yazar, cebine iliştirirdim. Ama ağır mektuplar, çok fena. Hiç cevap gelmezdi. Babamdaki suskunluğun, o mesafenin şimdi korku olduğunu anlıyorum; o yaşlarımdaysa sevgisizlik zannediyordum. Mektuplar yazıyordum, çünkü beni yok saydığını düşünüyordum.

-…-

Bugün babama bir mektup daha yazsam… “Aldım ve kabul ettim” yazarım. Gerçekten. Çünkü bu kavgayla yaşanmaz. Gerçekten de anladım artık. O kadar olabiliyormuş. Mümkün olan oymuş. “Ne olsaydı mutlu olurdum”u ben de bilmiyorum zaten. Bir tek şey isterdim. Amerikan filmlerinde olur ya şöyle sahneler; “O benim kızım, onu mutsuz edersen, seni mahvederim.” Bana böyle bir duygu yaşatmasını isterdim. Bana zarar verecek birinin karşısına dikildiğini görmek isterdim. Bunu yapmasına bile gerek yoktu aslında. Böyle bir şeyi söyleyebilmesini isterdim. O güvenlik duygusunu tadabilmek… Çünkü benim hiçbir zaman özgüven sorunum olmadı ama hep bir güvenlik sorunum oldu. Şimdi bile yapsa çok etkili olurdu. Ben belki o yüzden güvenliksiz şehirler ve ülkeler seçtim kendime. İçimle dışımı dengeleyen bir şeyler vardı oralarda. Herkes benimle eşit durumdaydı. Hala düşünürüm… Benle o, eşit ve güvende miyiz olduğumuz yerde? Güvenliğimiz yine susmalarımız mı?”

Biraz kendimize, biraz başkalarına yüzümüzü döneceğimiz ve  biterken devamı olsa okumak isteyeceğiniz güzel bir kitap. Ayrıca Jehan Barbur’un tek kitabı da değildir bir de “Sevmediğim Atlaslar” adında bir şiir kitabı çıkarmıştır. İlgililerine duyurulur.

Keyifli okumalar,

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşivler

Press ESC to close